28 Mart 2026 Cumartesi
Ekonomi 28 03 2026 16:18 4 dk okuma 5 okunma

Pehlivan: Türkiye Bölgesel Üretim Merkezi Kimliğini Güçlendiriyor

Eftal Pehlivan, Türkiye'nin bölgesel üretim merkezi kimliğini güçlendirdiğini ve tedarik zinciri dayanıklılığına odaklandığını vurguluyor. AB'nin yeni düzenlemeleri Türk çelik sektörünü yeniden şekillendiriyor.

Pehlivan: Türkiye Bölgesel Üretim Merkezi Kimliğini Güçlendiriyor

Eftal Pehlivan, Uzakdoğu rotasındaki mevcut risklerin uzun mesafeli tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğunu belirtiyor. Avrupa ve ABD pazarlarına yönelik stratejik satış yönetimi üzerine çalışan Pehlivan, yeni dönemde başarının anahtarını "Küresel alıcıların artık sadece düşük maliyete değil, Tedarik Zinciri Dayanıklılığı (Supply Chain Resilience) kriterine odaklanması" olarak değerlendiriyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki dar boğaz, Uzakdoğu'nun lojistik hakimiyetini zayıflatırken, Yakın Kaynaktan Tedarik (Nearshoring) eğilimini ön plana çıkardı. Türkiye ise fiziksel yakınlığı ve üretim hızı ile bu yeni dönemde en rasyonel seçenek konumuna yükseldi. Özellikle demir-çelik gibi teslimat sürelerinin kritik olduğu ürün gruplarında navlun avantajı Türk üreticileri öne çıkarıyor.

Pehlivan’ın Demir-Çelik Sektöründeki Tecrübeleri

On yılı aşkın saha ve yönetim tecrübesine sahip olan Eftal Pehlivan, demir-çelik ihracatında geniş portföyleri yönetiyor. Farklı coğrafyaların ticaret kültürleri ve gümrük rejimleri konusundaki uzmanlığıyla tanınan Pehlivan, pazar istihbaratını risk yönetiminin bir unsuru olarak kullanıyor. Liderlik ettiği operasyonlarda pazar çeşitlendirme stratejileriyle küresel rekabet gücüne katkı sağlıyor.

Türkiye, ham çelik üretiminde Avrupa’nın lideri olduğu bu dönemde pazar okuma yeteneği büyük önem taşıyor. Pehlivan, başarının artık en iyi planı yapmak değil, en hızlı adaptasyonu sağlamak olduğunu vurguluyor. Türkiye'nin jeopolitik avantajını süreç optimizasyonu ve katma değerli ihracat stratejileriyle birleştirerek küresel piyasalardaki payını sürdürülebilir kılmanın temel hedef olduğunu ifade ediyor.

Avrupa Çelik Pazarında Yeni Düzenlemeler

Avrupa Birliği, 4 Mart 2026 tarihinde Sanayi Hızlandırma Yasası taslağını duyurdu. Net-sıfır teknolojilerini desteklemek ve kıta sanayisini korumak amacıyla hazırlanan yasa, özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerinde kullanılan çelik için "Made in EU" ve düşük karbon salımı şartlarını zorunlu kılıyor. Bu gelişme, küresel ticarette yeni bir yeşil korumacılık dönemi başlatırken Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki rolünü yeniden şekillendiriyor.

Uluslararası ticaret hukuku, gümrük rejimleri ve sürdürülebilir ihracat modelleri üzerine çalışan Pehlivan, AB’nin bu hamlesinin Türk çelik sektörü için hem risk hem fırsat içerdiğini belirtiyor. Türkiye’nin Gümrük Birliği statüsünün yeni dönemde önemli bir avantaj olduğunu vurguluyor.

Pehlivan, AB’nin getirdiği düzenlemenin sadece üretim kriteri değil, aynı zamanda bir mevzuat ve uyum süreci olduğuna dikkat çekiyor. Demir-çelik ihracatının tonaj bazlı satıştan veri odaklı uyumluluk sürecine evrildiğini ifade ederek, Avrupa pazarının artık şeffaf ve düşük karbonlu üretim süreçlerine önem verdiğini açıklıyor.

Küresel Çelik Ticaretinde Paradigma Kayması

2026 yılının ilk yarısında küresel çelik piyasaları, ticaretin geleneksel dinamiklerini kökten değiştiren yapısal dönüşümlerle karşı karşıya. Rekabet, artık sadece şirketlerin operasyonel verimliliğiyle değil, devletlerin uyguladığı korumacı sanayi politikaları ve jeopolitik stratejilerle şekilleniyor.

Karbon Sınır Ayarlama Mekanizmaları (SKDM), artan enerji maliyetleri ve navlun krizleri, sektörde belirleyici olmaya devam ediyor. Piyasalardaki fiyat artışları ise talep yoğunluğundan çok arz kısıtları ve maliyet artışlarından kaynaklanıyor.

Pehlivan, özellikle Orta Doğu ve İran merkezli gelişmelerin piyasalarda arz şoku yarattığını ifade ediyor. İran’ın spot piyasadan çekilmesiyle aylık yaklaşık 230 bin tonluk kütük hacminin ortadan kalktığını belirten Pehlivan, bunun ticaretin felç olmasına ve anlaşılan sözleşmelerin süresiz ertelenmesine yol açtığını aktarıyor.

Ek olarak, Körfez Bölgesi’ndeki (GCC) ithalat aksamalarının aylık yaklaşık 300 bin tonluk kütük sevkiyatını riske attığını belirten Pehlivan, Süveyş Kanalı üzerinden alternatif rota belirleme çalışmalarının önem kazandığını ifade ediyor. Piyasanın yeniden dengeleneceğini ancak bu dengenin mevcut maliyet yapısıyla olmayacağını dile getiriyor.

Bölgesel Korumacılık ve Yeşil Dönüşüm

Mart 2026’da yayımlanan Birleşik Krallık Çelik Stratejisi (The UK Steel Strategy), devletler arası rekabetin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Yerli üretim payını artırmayı hedefleyen belge, Temmuz 2026 itibarıyla kota dışı ithalata %50 vergi ve kamu alımlarında yerli ürün zorunluluğu getirerek pazarını koruma altına alıyor.

Pehlivan, hem Birleşik Krallık hem de AB’nin bu korumacı yaklaşımlarının geleneksel ihracat rotalarını tıkadığını, ancak ABD gibi bölgelerin dinamik yapısının dengeleyici olduğunu belirtiyor.

Pehlivan’dan Geleceğe Yönelik Stratejik Öngörüler

Demir-çelik sektöründeki on yılı aşkın yönetim deneyimine dayanan Pehlivan, kıtalararası ticaret rotalarının optimizasyonu ve pazar istihbaratını karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiren bir yaklaşım benimsiyor. Özellikle kriz anlarında Tedarik Zinciri Dayanıklılığı üzerine kurduğu modellerle tanınıyor.

Pehlivan, BAE’deki inşaat demiri talebindeki düşüş ve üreticilerin fiyat açıklamalarını ertelemesini "stokçu dönemi"nin başlangıcı olarak değerlendiriyor. Bu değişimin tehdit değil öğrenme alanı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Geleceğin dış ticaret vizyonunun, devletlerin korumacı mevzuatlarına uyum sağlayabilen ve jeopolitik risklerin yarattığı tıkanıklıkları pazar çeşitlendirmesiyle aşabilen çevik stratejilerle inşa edileceğini ifade ediyor.

Yapay Zeka Özeti

Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet

Eftal Pehlivan, Uzakdoğu risklerinin tedarik zincirlerini kırılganlaştırdığını belirterek Türkiye'nin yakın kaynaklı tedarikte avantaj kazandığını söylüyor. AB'nin 2026'da yürürlüğe girecek yeşil korumacılık yasalarının Türk çelik sektörünü etkileyeceğini ve Türkiye'nin Gümrük Birliği statüsünün önemli olduğunu vurguluyor. Pehlivan, piyasalardaki yapısal dönüşümlere ve bölgesel korumacılığa karşı çevik stratejilerin önemine dikkat çekiyor.

Paylaş:
Emre Paydar

Emre Paydar

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.

Yorumlar

Google ile Yorum Yap

Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.

Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!