4 Mart 2026 Çarşamba
Dünya 04 03 2026 10:17 3 dk okuma 1 okunma

İran’a Yönelik ABD ve İsrail Saldırıları: Rejim Mühendisliği Değil Din Savaşı

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, rejim mühendisliği ve uluslararası hukuk ihlali olarak değerlendiriliyor. Bölgesel gerilimler küresel bloklaşmalarla derinleşiyor.

İran’a Yönelik ABD ve İsrail Saldırıları: Rejim Mühendisliği Değil Din Savaşı

Haber7 yazarı Özcan Ünlü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirdi. NBC sunucusunun İran Dışişleri Bakanı Arakçi’ye "Amerikan üslerine neden saldırıyorsunuz?" sorusuna, Bakanın "Çünkü siz bizi bombalıyorsunuz!" yanıtı, meseleyi özetliyor.

ABD ve İsrail’in Saldırıları Rejim Değişikliği Girişimidir

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik koordineli saldırıları klasik askeri müdahaleden öte bir rejim mühendisliği girişimi olarak görülüyor. Trump’ın ilk günlerdeki “İran’da yeni lideri ben seçerim” gibi kibirli açıklamalarının ardından, Tahran’ın kararlı direnişi ve sürpriz hamleleri karşısında söylem değiştirmesi bu gerçeği ortaya koyuyor.

Trump’ın, saldırıları bir hafta sürdürmeyi planladığını ancak bunun bir aya da yayılabileceğini söylemesi ve görüşme ihtimalinden bahsetmesi, ABD’nin çaresizliğini gösteriyor. İran büyük zarar görse de bu süreç, ABD ve İsrail’in meşruiyetinin tartışılmasına yol açacak.

İran’a Yönelik Saldırılar Uluslararası Hukuku İhlal Ediyor

ABD’nin Tahran yönetimini masaya çağırması ve anlaşma sağlamasına rağmen Netanyahu’nun saldırıları başlatması uluslararası sistemin çöküşünü ortaya koyuyor. Egemen bir devlete yapılan bu saldırı birçok ülke tarafından uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendiriliyor, ancak terörize olmuş dünyada bu tür ihlallerin yaptırımı bulunmuyor.

İsrail’in Tahran’da okul vurması sonucu 100 öğrencinin hayatını kaybetmesi ve dünya kamuoyunun buna karşı sessiz kalması ise büyük bir çelişki oluşturuyor.

Önleyici Saldırı Doktrini ve Küresel Güç Kullanımı

ABD ve İsrail, "önleyici saldırı doktrini" adı altında istedikleri ülkelere saldırabileceklerini düşünüyor. Ancak bu doktrinin hangi saldırının önünü aldığına dair bir açıklama bulunmuyor. Bu yaklaşım, küresel ölçekte güç kullanımının normalleştirilmesi ve pervasızca sergilenmesi anlamına geliyor.

İran bahanesiyle Irak'ta kitle imha silahları yalanıyla işgal, Libya'da insani müdahale adı altında devletin çökertilmesi, Suriye’de vekalet savaşları, Gazze’de sistematik yıkım ve Venezuela’da narkoterör bahanesiyle müdahaleler bu stratejinin örnekleri olarak gösteriliyor.

İsrail’in Çifte Standartları ve Bölgedeki Gerilim

İsrail, İran’ı varoluşsal tehdit olarak görürken kendi nükleer kapasitesini sorgulamıyor. Bu durum, bölgedeki kalıcı savaş hali ve dengesizliklerin temel nedenlerinden biri. İran’ın nükleer programı bir tehdit olarak algılansa da çözüm, masum halkı hedef alan savaş başlatmak olmamalı.

Bu tür operasyonlar kısa vadede başarı gibi görünse de uzun vadede daha radikal aktörler ve kontrol edilemeyen kaos yaratıyor. Trump’ın açıklamaları bu anlayışın somut göstergesi olup, dünya düzeninin kişisel irade ve güçle şekillendiğinin işaretidir.

Jeopolitik Gelişmeler ve Küresel Bloklaşmalar

İsrail’in Hindistan Başbakanı Modi ile yakınlaşması, Tel Aviv-Kıbrıs Rus Kesimi ve Yunanistan ilişkileri, bölgedeki gerilimin sadece bölgesel değil küresel bloklaşmaların parçası olduğunu gösteriyor.

Mesele sadece İran veya mezhep değil; yeni küresel düzende etkin rol alma ve jeopolitik hazzın gerçekliğe dönüşme mücadelesidir. Bu düzen, gücün istediğini yapıp diğerlerinin izlemek zorunda kaldığı bir yapıya dönüyor. Tarih, böyle sistemlerin uzun sürmediğini ancak çökerken herkesi etkilediğini gösteriyor.

Sözler ve Sonuçlar

"ABD Savaş Bakanı: 'İslamcı peygamberlik yanılgılarına inanan rejimler nükleer sahibi olamazlar!'"

Bu sözler, farklı dinlere ve inançlara sahip ülkeler arasındaki ayrımcılığı ve ikiyüzlülüğü ortaya koyuyor. Yazı sonunda Özcan Ünlü, ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarının sadece İran’ı değil, insanlığın hangi kurallarla yaşayacağı meselesini de gündeme getirdiğini vurguluyor.

Özetle, İran’a yapılan saldırılar, mevcut dünya düzeninin çöktüğünü ve güç kullanımıyla şekillenen yeni bir döneme girildiğini gösteriyor. Bu gelişmeler, uluslararası hukuk ve insan hakları bakımından ciddi endişelere yol açmaktadır.

Yapay Zeka Özeti

Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, rejim değişikliği amaçlı bir müdahale olarak görülüyor ve uluslararası hukuku ihlal ediyor. İsrail'in okul saldırısında 100 öğrenci hayatını kaybetti. Bölgedeki gerilimler, küresel güç bloklarının bir parçası olarak artıyor ve mevcut dünya düzeninin çatırdadığını gösteriyor.

Paylaş:
Ahmet Yılmaz

Ahmet Yılmaz

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.

Yorumlar

Google ile Yorum Yap

Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.

Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!