ABD’nin Orta Doğu’daki Nükleer Çifte Standardı ve Bölgedeki Askeri Yığınağı
ABD, İran’a baskıyı artırırken İsrail’in nükleer silah kapasitesine sessiz kalıyor. Bölgeye büyük askeri yığınak yapılırken, müzakereler devam ediyor.

ABD, İsrail’in tahrikleriyle İran’a yönelik askeri baskısını artırırken, Orta Doğu yeniden bir savaşın eşiğine geliyor. Bölgeye, Amerikan donanmasının üçte birinden fazlası, yüzlerce hava unsuru ve savunma sistemleri konuşlandırılıyor. 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük askeri yığınağın yapıldığı bu dönemde, ABD farklı ülkelerdeki üslerini de güçlendiriyor.
ABD ile İran arasında İsviçre’de gerçekleştirilen üçüncü müzakerelerde ilerleme kaydedildiği belirtilse de kesin bir sonuç alınamadı. Barış ve savaş arasında karışık mesajların verildiği süreçte, görüşmelerin Pazartesi günü Viyana’da devam edeceği duyuruldu. Bu gelişmeler, İran-ABD nükleer görüşmelerinde üçüncü tur Cenevre'de tamamlandı konusuyla yakından ilişkilidir.
ABD’nin Nükleer Talepleri ve İsrail’in Çifte Standardı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’dan nükleer faaliyetlerini tamamen durdurmasını, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ülke dışına çıkarmasını ve balistik füze programını görüşme masasına getirmesini talep ediyor. Ancak Washington, İran’a yönelik nükleer baskısını artırırken, İsrail’in Orta Doğu’daki tek fiili nükleer silah sahibi devlet olmasına sessiz kalıyor ve bu durumu görmezden geliyor.
İsrail’in Gizli Nükleer Programı
İsrail’in nükleer programı 1950’lerin sonunda Fransa ile yapılan gizli iş birliğiyle şekillendi. Negev Çölü’nde kurulan Dimona Nükleer Tesisi, kamuoyuna “tekstil fabrikası” olarak tanıtıldı ancak ABD istihbaratı 1960’larda tesisin plütonyum üretim kapasitesine sahip olabileceğini raporladı.
2024 yılında ABD Ulusal Güvenlik Arşivi tarafından yayımlanan belgeler, İsrail’in nükleer silah programına yönelik ABD politikasını ortaya koyuyor. 1967 Altı Gün Savaşı sırasında İsrail’in ilk nükleer cihazı monte edebilecek kapasiteye ulaştığı değerlendirilirken, 1968’de imzaya açılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na İsrail taraf olmadı.
ABD ise bu durumu kriz konusu yapmayarak, İsrail’in nükleer programının denetim dışında kalmasını sağladı. Ortaya çıkan örtülü anlaşma, İsrail’in nükleer silahını resmen ilan etmeyeceği, ABD’nin de bunu yaptırım konusu yapmayacağı şeklindeydi. Bu yaklaşım "nükleer belirsizlik" olarak adlandırıldı ve İsrail’in nükleer kapasitesinin uluslararası denetim mekanizmalarının dışında kalmasına yol açtı.
Vanunu’nun İfşası ve MOSSAD Operasyonu
1986’da Dimona tesisinde çalışan nükleer teknisyen Mordechai Vanunu, gizlice çektiği fotoğraflarla İsrail’in yaklaşık 100 nükleer savaş başlığına sahip olabileceğini ortaya koydu. Ancak Londra’da MOSSAD ajanı Cheryl Bentov tarafından düzenlenen bir operasyonla yakalanıp İsrail’e kaçırıldı.
Vanunu, ihanet ve casusluk suçlarından 18 yıl hapis cezası aldı, 11 yılını tek kişilik hücrede geçirdi. 2004’te serbest bırakıldıktan sonra ülkeyi terk etmesi, yabancılarla iletişim kurması ve internet kullanması askeri yasaklarla engellendi. Uluslararası insan hakları örgütleri bu uygulamaları uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi.
İsrail’in Nükleer Silah Kapasitesi ve Uluslararası Tepkiler
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, İsrail’in yaklaşık 80-90 operasyonel nükleer savaş başlığı bulunuyor. Plütonyum bazlı savaş başlıkları geliştiren İsrail, Jericho serisi balistik füzelerle orta-uzun menzilli taşıma kapasitesi sağlarken, Alman yapımı Dolphin sınıfı denizaltılarla ikinci vuruş yeteneği kazandı.
İsrail’in nükleer silahları, resmen ilan edilmemesine rağmen dünyanın dokuzuncu nükleer gücü konumunda. Dünya genelinde yaklaşık 100 ülke Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’na (NPT) taraf olurken, dokuz ülke nükleer silah sahibi. 2024 yılında bu ülkeler nükleer silahlarını modernize etmek için yaklaşık 100 milyar dolar harcadı.
Çifte Standart ve Bölgesel Güvenlik Sorunları
İsrail’in nükleer silah kapasitesi uluslararası denetimlerin dışında tutulurken, İran NPT’ye taraf ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine açık. Ancak ABD, İran’ın nükleer programını tamamen durdurmasını isterken, İsrail’in nükleer silah kapasitesine yönelik hiçbir ciddi yaptırım tehdidinde bulunmuyor.
ABD’nin İran’a yönelik askeri yığının gerekçesi "nükleer silah geliştirme ihtimali" olarak gösterilirken, İsrail’in durumu ise "ittifak güvenliği" çerçevesinde ele alınıyor. Bu çifte standart, NPT rejiminin meşruiyetini zayıflatırken, bölgesel silahlanma yarışını ve kurallara dayalı düzenin erozyonunu hızlandırıyor.
Dimona Tesisi ve Çevresel Endişeler
Son yıllarda yayımlanan uydu görüntüleri, Dimona tesisinde yoğun inşaat faaliyetleri ve yeni bir ağır su reaktörü yapımına işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumun yaşlanan reaktörün yenilenmesi, plütonyum üretim kapasitesinin modernizasyonu veya savaş başlığı montaj altyapısının güçlendirilmesi amacını taşıyabileceğini belirtiyor.
Tesis, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimine kapalı olduğu için teknik doğrulama mümkün olmuyor. Ayrıca, eski çalışanların radyasyon maruziyeti ile ilgili davalar ve tesisin yaşlanmış altyapısı nedeniyle "Orta Doğu’nun Çernobili" olarak anılıyor ve ciddi çevresel kaygılar yaratıyor.
Güç Politikaları ve Uluslararası Hukuk Krizi
2003 Irak işgali, kitlesel imha silahları iddiasıyla haklı gösterilmiş ancak bu silahlar bulunamamıştı. Benzer bir söylem bugün İran’a karşı kuruluyor. Trump yönetimi, Tahran’ın balistik füze geliştirdiği iddiasını kırmızı çizgi olarak tanımlarken, bu tehdidin teknik olarak mümkün olmadığı belirtiliyor.
Diplomasi sürerken askeri yığınak artıyor, "anlaşma olmazsa kötü şeyler olur" mesajları güçlendiriliyor. Bu durum bölgedeki güvenlik paradoksunu derinleştirirken, İsrail’in denetim dışı nükleer kapasitesi uluslararası hukuk ve eşitlik ilkesinin çifte standartlarla aşınmasına neden oluyor.
ABD’nin İsrail’e yönelik sessizliği ile İran’a karşı sert tutumu, uluslararası düzenin en büyük meşruiyet krizini oluşturuyor. Bu çifte standart, uluslararası hukukun güçlülerin çıkarlarına göre şekillendiğini gösterirken, savaşlar barışın önünde engel oluşturuyor. Bu durum, ABD halkının Trump'ın sınır ötesi operasyonlarına güvenmiyor oluşu ile de ilişkilendirilebilir.
Ertuğrul Cingil / Haber 7
Yapay Zeka Özeti
Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet
ABD, İran’a yönelik askeri baskısını artırırken İsrail’in nükleer silah kapasitesine sessiz kalıyor. Bölgeye büyük askeri yığınak yapılmakta, müzakereler ise İsviçre ve Viyana’da devam ediyor. İsrail’in nükleer programı gizli tutuluyor ve uluslararası denetim dışında kalıyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik sorunlarını ve uluslararası hukukun meşruiyetini zayıflatıyor.
Fatma Korkmaz
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.
Yorumlar
Google ile Yorum Yap
Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.
Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!