20 Şubat 2026 Cuma
Ekonomi 20 02 2026 12:48 4 dk okuma 4 okunma

Türkiye, 1,5 Dolarlık İhracat Tuzağından Çıkmalı: Ucuz Üretim Dönemi Sona Erdi

Türkiye ekonomisi, ucuz üretimden marka rekabetine geçmeli. İhracatta kilo başına değer artırılmalı, bölgesel jeopolitik riskler ve hammadde egemenliği stratejik önemde.

Türkiye, 1,5 Dolarlık İhracat Tuzağından Çıkmalı: Ucuz Üretim Dönemi Sona Erdi

Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) Genel Başkanı Sami Bektaş, küresel ticaret savaşları, bölgesel jeopolitik riskler ve Türkiye ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu. İş dünyası açısından zorlu bir yılın geride kaldığını belirten Bektaş, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarının makroekonomik istikrar için gerekli olduğunu ancak reel sektör üzerindeki etkilerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Ekonomisinin Üç Ana Başlığı

Bektaş, Türkiye ekonomisini üç ana başlıkta değerlendirdi: İlk olarak, fiyat istikrarının sağlanmasının uzun vadeli sürdürülebilir büyüme için kritik olduğunu vurguladı. Enflasyonla mücadeleyi stratejik ve zorunlu bir adım olarak gördüklerini ifade etti. İkinci olarak, özellikle KOBİ'lerin finansmana erişim ve maliyet sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Yüksek faiz ortamının yatırım iştahını kısıtlayarak üretim ve istihdamda temkinli bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Üçüncü başlık ise ihracat ve döviz kuru dengesi oldu. Küresel talepteki yavaşlama ve iç piyasadaki daralma göz önüne alındığında, firmaların rekabet gücünü koruyacak yapısal adımların hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.

UTEP olarak bu dönemi bir geçiş süreci olarak gördüklerini belirten Bektaş, orta vadede enflasyonun kalıcı şekilde düşmesiyle öngörülebilirliğin artacağına ve bunun yatırım ile üretim ortamını güçlendireceğine inandıklarını söyledi. Ancak bu dönemde reel sektöre yönelik seçici desteklerin artırılması gerektiğini özellikle vurguladı. Amacın istikrar, üretim ve istihdam dengesini birlikte koruyan bir ekonomik zeminin oluşmasına katkı sunmak olduğunu ifade etti.

İhracatın Kilo Başına Değeri Sorunu

İhracatçılar, döviz kurlarının yatay seyri ve artan maliyetlerden dolayı şikayetçi. Rekabet gücünü kaybedip kaybetmedikleri ve çıkış yolunun neresi olduğu sorularına değinen Bektaş, sorunun sadece "Döviz kuru artarsa rahatlarız" düşüncesiyle geçiştirilemeyeceğini belirtti. Bunun ağrı kesiciyle kanser tedavisi yapmak gibi olduğunu söyledi.

Türkiye'nin kilo başına ihracat değerinin 1,5 dolar civarında olduğunu aktaran Bektaş, Almanya'da bu rakamın 4 doların, Güney Kore'de ise 3 doların üzerinde olduğunu söyledi. Eğer ürünler 1,5 dolara satılıyorsa müşterinin Türkiye'yi kaliteli olduğu için değil, ucuz olduğu için tercih ettiğini vurguladı.

Yıllara göre kilogram başına ihracat değerleri şöyle sıralandı:

  • 2020: 1,10 $ (Başlangıç seviyesi)
  • 2021: 1,29 $ (Enflasyon ve talep artışıyla hızlı yükseliş)
  • 2022: 1,44 $ (Katma değerli ürün payının artması)
  • 2023: 1,57 $ (Tarihi zirve seviyesi)
  • 2024: 1,42 - 1,48 $* (Küresel hammadde fiyatlarındaki düşüş kaynaklı düzeltme)

Bektaş, maliyetler arttığında ve kur baskılandığında Türkiye'nin "ucuz olma" özelliğini kaybettiğini, bunun da krizlerin başlangıcı olduğunu belirtti. Çözümün kurun patlaması olmadığını, 1,5 doları 2,5 veya 3 dolara çıkaracak markalaşma ve Ar-Ge yatırımları olduğunu söyledi. Artık hamallık yaparak büyümenin mümkün olmadığını, fiyat rekabetinden marka rekabetine geçişin hayatta kalma zorunluluğu olduğunu ifade etti.

Bölgesel Jeopolitik Gerilimler ve Türkiye'nin Konumu

İran, ABD ve İsrail üçgenindeki gerilimlerin ve bölgesel çatışma risklerinin Türk iş dünyasını nasıl etkilediği sorusuna da yanıt veren Bektaş, İbn-i Haldun'un "Coğrafya kaderdir" sözünü hatırlattı. Bu durumun sadece siyasi gündem değil, doğrudan enerji maliyeti, lojistik güvenliği ve sigorta primleri anlamına geldiğini söyledi.

Bölgede tansiyon yükseldiğinde petrol fiyatlarının arttığını, bunun üretim maliyetlerine yansıdığını belirten Bektaş, lojistik rotaların kapanmasının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Bu nedenle "B Planı"nın hazır olması gerektiğini ifade etti.

Öte yandan, bölgedeki istikrarsızlıkta Türkiye'nin üretim gücü ve güvenilir tedarikçi kimliğiyle "Güvenli Liman" olarak öne çıktığını söyledi. Batılı firmaların, tedarik zinciri kopma riski olan bölgeler yerine Türkiye'yi daha güvenilir bir merkez olarak gördüğünü belirtti. Bu riskin fırsata çevrilmesi ve panik yapmadan alternatif pazarlara odaklanmanın mümkün olduğunu kaydetti.

Hammadde Egemenliği ve Gelecek Vizyonu

Bektaş, sektör kökeninin mücevherat olduğunu hatırlatarak, altın, gümüş ve bakır gibi madenlerdeki hareketlilik ile ABD'nin Grönland'a olan ilgisini değerlendirdi. Bu durumun sadece yatırım fırsatı değil, küresel bir "Hammadde Egemenliği Savaşı" olduğunu söyledi.

Altının belirsizlik dönemlerinde merkez bankalarının sığındığı güvenli liman olduğunu ancak esas mücadelenin sanayi metallerinde yaşandığını belirtti. Yeşil enerji, elektrikli araçlar ve çip teknolojisindeki gelişmelerin bakır, gümüş ve nadir toprak elementlerine olan talebi artırdığını söyledi.

ABD'nin Grönland ilgisi ve Afrika’daki maden sahalarında Çin ile Batı arasındaki çekişmeyi sadece "toprak kazanma" olarak görmenin yanlış olduğunu, bunun teknolojik üstünlük mücadelesi olduğunu ifade etti. Çünkü çipi üretenin geleceği yöneteceğini ve çip için nadir elementlerin gerekli olduğunu söyledi.

Türk sanayicisinin önümüzdeki 10 yılın sorununu pazar bulmak yerine hammaddeye erişim olarak görmesi gerektiğini vurguladı. Bu yüzden sadece altına yatırım yapmanın yeterli olmadığını, üretimde kullanılan stratejik hammaddelerin tedarik güvenliğinin bugünden sağlanmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Yapay Zeka Özeti

Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet

UTEP Başkanı Sami Bektaş, Türkiye ekonomisinin fiyat istikrarı, KOBİ finansmanı ve ihracat-döviz kuru dengesine odaklanması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin ihracat kilo başına değeri 1,5 dolar civarında, Almanya ve Güney Kore'nin çok altında. Bektaş, ucuz üretimden marka ve Ar-Ge yatırımlarına geçişin zorunlu olduğunu vurguladı. Bölgesel jeopolitik riskler ve hammadde egemenliği de ekonomik stratejide kritik yer tutuyor.

Paylaş:
Emre Paydar

Emre Paydar

Ekonomi Editörü

Ekonomi Editörü - Ekonomi alanlarında uzman.

Yorumlar

Google ile Yorum Yap

Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.

Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!