26 Şubat 2026 Perşembe
Eğitim 26 02 2026 10:16 3 dk okuma 2 okunma

Mükemmeliyetçi Ailelerin Çocuklarda Yarattığı Görünmez Baskı ve Huzursuzluk

Mükemmeliyetçi aileler çocuklarda sürekli başarı baskısı yaratarak huzursuzluk ve hata yapma korkusuna neden oluyor. Uzmanlar, ebeveynlerin beklenti dilini değiştirmesi gerektiğini vurguluyor.

Mükemmeliyetçi Ailelerin Çocuklarda Yarattığı Görünmez Baskı ve Huzursuzluk

Türkiye'de eğitim sisteminin en önemli aktörleri hiç şüphesiz öğrenciler olarak öne çıkıyor. Eğitim sistemi, öğrencilerin daha iyi öğrenmesini ve yüksek performans göstermesini amaçlayan bir yapı üzerine kuruludur. Bu sistemde öğrencilerin ardından öğretmenler ve aileler gelir. Bugünkü yazımızda aileleri ön planda tutarak, ülkemizdeki aile modelini detaylı biçimde ele aldık.

Mükemmeliyetçi Aile Kavramı

Uzman Psikolojik Danışman Besim Türkoğlu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, mükemmeliyetçi aile kavramına dair önemli tespitlerde bulunduk. Türkoğlu, mükemmeliyetçi ailenin çocuğuna “en iyisini yap” diyen değil, “en iyisi olmazsa olmaz” diyen aile olduğunu belirtiyor. Bu ince fark, sonuçları açısından büyük etkiler yaratıyor. Bu tür ailelerde başarı sadece bir hedef değil, aynı zamanda kimlik halini alıyor.

Örneğin, çocuk ders çalışmadığında problem çalışmaması değil, "potansiyelini harcaması" olarak görülür. 90 almak başarısızlık sayılmasa da neden 100 alınmadığı sorgulanır. Bu yaklaşım çocukta "Başarılı olduğum kadar değerliyim" algısını oluşturur. Başarılı olmalarına rağmen iç dünyalarında huzursuzluk ve tamamlanmamışlık hissi yaşarlar. Başarı onlar için sevinç değil, rahatlama anlamına gelir ve çıta sürekli yükselir.

Mükemmeliyetçilik ve Psikolojik Etkileri

Bilimsel veriler, öz-değerin performansa bağlanmasının kişinin kendini yeterince iyi hissetmesini engellediğini gösteriyor. Mükemmeliyetçi ailelerde yetişen çocuklar genellikle aşırı kontrolcü ve kaygılı ya da tam tersi, tamamen bırakılmış ve donmuş hissedebilir. Bu ebeveynler kötü niyetli değil; çoğu kendi hayatlarında eksik kalanları çocuklarında tamamlamak ister. Ancak bu durum, çocuğun benlik gelişimini olumsuz etkiler.

Ebeveynlerin başarısızlık korkusu, çocuk üzerinde sürekli daha fazlasını bekleme baskısı yaratır. Çocuk ise "Olduğum halim yeterli değil" mesajını alır. Bu dış ses zamanla çocuğun iç sesi haline gelir ve hata yapma korkusu gelişir. Psikolojik danışmanlıkta sık sık karşılaşılan "Başarılıyım ama kendimi iyi hissetmiyorum" ifadesi, bu durumun tipik örneğidir.

Toplumsal Dinamikler ve Mükemmeliyetçilik

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla çocuklar artık sadece sınıf arkadaşlarıyla değil, tüm dünyayla kıyaslanıyor. Sınav sistemi ve erken yaşta başlayan rekabet, ailelerin çocukları için sürekli bir adım önde olma inancı yaratmasını sağlıyor. Ancak bu durum, çocuklarda kaygı bozukluğu, uyku sorunları ve hata yapma korkusu gibi alarm işaretlerine neden olabiliyor.

Hata Korkusu ve Gelişim

Mükemmeliyetçi aile çocukları için hata yapmak deneyim değil, kimlik krizidir. Hata onlar için "Ben yeterli değilim" anlamına gelir. Bu nedenle risk almaktan kaçınırlar; oysa gelişim risk ve hata ile mümkündür. Beyin, hata yapıldığında yeni bağlantılar kurar. Hata korkusu ise gelişim alanını sınırlar, yaratıcılığı engeller ve işlevsel risklerden kaçınılmasına yol açar.

Ebeveynlerin Değişim Alanları

Türkoğlu, ebeveynlerin beklenti dilini değiştirmesi gerektiğini vurguluyor. "En iyisini yap" demek yerine, "Denediğini görmek benim için değerli" yaklaşımı benimsenmeli. Çocuklar hata yaptıklarında da sevildiklerini hissetmeli, başarısızlıklarında da değerli olduklarını anlamalıdır. Psikolojik sağlamlık, mükemmel olmaktan ziyade düşüp kalkabilmekle kazanılır.

İyileşme Mümkün mü?

Mükemmeliyetçi ailede yetişen bireyler iyileşebilir. Öncelikle içlerindeki eleştirel sesin kendilerine ait olmadığını fark etmeleri gerekir. İyileşme, performans ile öz-değer arasındaki bağı gevşetmekle başlar. Bireyler "Sadece sonuç değilim, sürecin içindeyim ve öğrenmeye, hata yapmaya açığım" anlayışına ulaşmalıdır.

Sonuç ve Eğitim İklimi

Mükemmeliyetçi ailenin görünmeyen maliyeti huzursuzluk ve sürekli tetikte olma halidir. Önemli olan kusursuz olmak değil, kusurla yaşamayı öğrenmektir. Eğitimci İsmail Yolcu, ailelerin öğretmenlere, öğretmenlerin öğrencilere ve öğrencilerin ailelere güven duyduğu bir eğitim ikliminin yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor. Günümüzde çocukların sabırdan yoksun, hızla değişen dijital ortamda yetiştiğini ve asıl eksikliğin güven ve sabır olduğunu vurguluyor.

Yolcu, iletişim dilinin giderek keskinleşip kırılganlaştığını ifade ederek, "Düştüğünüz yere değil, ayağınızın kaydığı yere bakmalısınız" diye Afrikalı bir atasözüyle sözlerini tamamlıyor.

Bu bağlamda, çocukların gelişiminde ve psikolojik sağlamlıklarında önleyici rehberlik stratejilerinin önemi büyüktür. Ayrıca, erken yaşta başlayan mükemmeliyetçilik ve hata korkusunun etkilerini azaltmak için ebeveynlerin çocuklarına sevgi ve destekle yaklaşmaları gerektiği Dr. Görkem Astarcıoğlu'nun 'Çocuk Rehberi: 1-4 Yaş' kitabında detaylı olarak ele alınmaktadır.

Yapay Zeka Özeti

Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet

Türkiye'de mükemmeliyetçi aileler çocuklarda başarıyı kimlik haline getirerek iç huzursuzluk ve hata yapma korkusu yaratıyor. Uzman Besim Türkoğlu, ebeveynlerin 'en iyisi olmazsa olmaz' yaklaşımının çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Sosyal medya ve rekabet ortamı bu baskıyı artırırken, ebeveynlerin beklenti dilini değiştirip çocukları denemeye ve hata yapmaya teşvik etmesi öneriliyor.

Paylaş:
Pelin Doğan

Pelin Doğan

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.

Yorumlar

Google ile Yorum Yap

Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.

Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!