Pakistan ve Afganistan Sınırında Şiddetli Çatışmalar Başladı: Türkiye’nin Rolü ve Bölgesel Dinamikler
Pakistan ve Afganistan sınırında şiddetli çatışmalar başladı. Pakistan, Taliban kamplarını bombaladı; Taliban ise sınır saldırıları düzenledi. Türkiye arabuluculuk rolü üstlenebilir.

Son günlerde Pakistan ve Afganistan sınırında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Pakistan’ın Afganistan’daki militan kamplarını hedef aldığı bombalamaların ardından Taliban yönetimi en az 18 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Taliban, gece saatlerinde Pakistan sınır noktalarına yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini duyurdu.
Buna karşılık Pakistan ordusu, "Ghazab Lil Haqq" (Haklı Öfke Operasyonu) adıyla geniş kapsamlı bir karşı harekât başlattı. Pakistan savaş uçakları, Kabil çevresi, Paktia vilayeti ile Taliban’ın doğduğu yer olarak bilinen Kandahar yakınlarını vurdu. Taliban lideri Hibatullah Akhundzada’nın Kandahar’da olduğu tahmin ediliyor.
Kabil’de yaşayan bir görgü tanığı, patlamalarla uyandıklarını ve sabaha kadar evlerin ışıklarının sönmediğini belirterek, “Herkes bombalanma korkusuyla bekliyordu” dedi. Taraflar farklı kayıp rakamları açıklarken, Pakistan 100’ü aşkın Taliban savaşçısını öldürdüğünü öne sürdü. Ayrıca, Pakistan’ın Bajaur bölgesinde Taliban tarafından atıldığı belirtilen havan mermisinin bir eve isabet etmesi sonucu siviller, aralarında çocukların da bulunduğu, yaralandı.
Çatışmaların Tarihsel ve Politik Kökenleri
Bugünkü çatışmaların kökleri, 1893’te İngilizler tarafından çizilen ve Pakistan ile Afganistan arasında en temel anlaşmazlık noktası olan Durand Hattı sınırına dayanıyor. Pakistan bu hattı uluslararası sınır olarak kabul ederken, Afganistan uzun yıllardır bunu tanımıyor. Peştun nüfusunun iki ülke arasında bölünmesi sınır boyunca siyasi ve etnik gerilimlere yol açıyor.
1947’de Pakistan’ın Birleşmiş Milletler üyeliğine karşı çıkan tek ülke Afganistan oldu ve bu durum iki ülke ilişkilerinde güven sorunlarına yol açtı. 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali sırasında Pakistan, ABD ile birlikte mücahit grupların ana destek merkezi haline geldi. Milyonlarca Afgan mülteci Pakistan’a geçti ve silahlı grupların sınır boyunca yayılması yıllarca sürecek güvenlik sorunlarının temelini oluşturdu.
1990’larda Taliban’ın ortaya çıkışıyla Pakistan, hareketi tanıyan az sayıdaki ülkeden biri oldu. Ancak 2001’de ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle dengeler değişti. Washington ve Kabil yönetimleri uzun süre Pakistan’ı Taliban unsurlarına göz yummakla suçladı, ancak İslamabad bu iddiaları reddetti.
ABD’nin Çekilmesi ve Bölgedeki Güç Dengesi
ABD ve NATO güçlerinin 2021’de Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın yeniden iktidara gelmesi, başlangıçta Pakistan açısından stratejik bir kazanım olarak görülse de durum kısa sürede değişti. Pakistan Talibanı (TTP) olarak bilinen örgütün saldırıları arttı. Pakistan yönetimi, TTP’nin Afganistan’da barındığını ve sınırdan geçerek saldırılar düzenlediğini savunuyor. Taliban yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor.
Pakistan ayrıca bazı saldırıların, ABD’nin çekilmesi sırasında Afganistan’da bırakılan silahlarla gerçekleştirildiğini iddia ediyor.
Askeri Güç Dengesi ve Uzman Görüşleri
Askeri açıdan iki taraf arasında ciddi farklar bulunuyor. Pakistan, yaklaşık 660 bin aktif asker ve yüz binlerce paramiliter personelden oluşan güçlü bir orduya sahip. Nükleer silahları bulunan ülkelerden biri olan Pakistan’ın envanterinde F-16 savaş uçakları, Fransız Mirage jetleri ve Çin ile ortak geliştirilen JF-17 uçakları bulunuyor.
Afganistan tarafında ise klasik anlamda bir devlet ordusu yerine Taliban savaşçıları yer alıyor. Sayılarının 200 binin altında olduğu tahmin edilirken, hava kuvvetleri oldukça sınırlı. Bazı Sovyet döneminden kalma eski helikopterler ve ABD’nin çekilmesi sırasında bırakılan insansız hava araçları kullanılıyor. Uzmanlara göre Taliban’ın en büyük avantajı, yıllarca süren gerilla savaşı deneyimi ve ideolojik motivasyonudur.
Çatışmaların Geleceği ve Bölgesel Riskler
Son çatışmalar, geçen yıl yaşanan ve son yılların en kanlı sınır savaşlarından biri olarak kabul edilen Ekim krizinin ardından geldi. O dönemde sağlanan kırılgan ateşkes fiilen çökmüş durumda. Pakistan Savunma Bakanı’nın Afganistan’ı “terör ihraç etmekle” suçlaması ve “artık savaşıyoruz” ifadeleri tansiyonu yükseltti.
Analistler, İslamabad yönetiminin Taliban’ın TTP liderlerine karşı harekete geçmemesi halinde yeni operasyonlara hazır olduğunu belirtiyor. İki ülkenin ekonomik ve siyasi sebeplerle geniş çaplı bir savaştan kaçınmak istediği vurgulanıyor ancak sınır hattındaki karşılıklı saldırıların sürmesi, yanlış hesaplamalar veya sivillerin hedef alınması durumunda yeni bir bölgesel krizin doğabileceği uyarısı yapılıyor.
Uzman Değerlendirmesi ve Türkiye’nin Rolü
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Casın, Hürriyet.com.tr’ye yaptığı değerlendirmede, bölgede büyük güçler mücadelesinin ve istikrarsızlığın sürdüğünü belirtti. Casın, “İki Müslüman devlet neden birbirleriyle savaşır?” sorusunu gündeme getirerek, Afganistan’ın gerçekten İslam ülkesi olmak istiyorsa teröre son vermesi gerektiğini vurguladı.
ABD’nin Taliban’a karşı savaşı başlatmasının gerekçesinin bu olduğunu ve Türkiye’nin de ilk kez bir Müslüman NATO ülkesi olarak Afganistan’daki NATO harekâtına katıldığını hatırlattı. Ayrıca ABD’nin bölgedeki müdahalesinin sadece Taliban ile mücadele için değil, Orta Asya’daki enerji hatları ve Çin’in bölgeye yayılmasını engellemek için olduğunu söyledi.
Casın, ABD’nin 11 Eylül sonrası bölgeye müdahale ettiğini, ancak sonucun Vietnam’dan daha kötü olduğunu, çekilmeyi ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağladığını belirtti.
Pakistan ve Afganistan arasındaki gerilimde terör önlemlerinin ve saldırıların Afganistan tarafından kaynaklandığını, Pakistan’ın ise egemen bir devlet olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını ifade etti.
Türkiye’nin bölgedeki rolüne değinen Casın, “Türkiye, Afganistan ve Pakistan’ın sıkı müttefiki ve tarihsel dostudur. Böyle bir çatışmada Türkiye’nin arabuluculuk rolü ön planda olacaktır” dedi. Suudi Arabistan’ın Pakistan’a hava kuvvetleri gönderme girişimine işaret eden Casın, bu tür yaklaşımların doğru olmadığını düşündüğünü belirtti.
Casın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT ve İbrahim Kalın’ın bu süreçte aktif rol oynayabileceğini ve Türkiye’nin taraflar arasında uzlaştırıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgenin yeni bir savaşı kaldıracak durumda olmadığını söyleyen Casın, asıl meselenin Keşmir sorunu ve Taliban’ın normalleşme süreci olduğunu kaydetti. ABD’nin çekilmesiyle oluşan güç boşluğunu Çin’in doldurduğunu ve Çin’in bölge ülkeleri arasında ekonomik ve siyasi olarak etkili bir aktör olduğunu belirtti.
Son olarak, bölgedeki büyük güçlerin mücadelesi ve terörizmin uluslararası siyasette bir araç olarak kullanılma çabasının sürdüğünü ancak sağduyunun sorunu çözeceğini düşündüğünü söyledi: “Çok uzun sürecek bir çatışma olmaz.”
Yapay Zeka Özeti
Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet
Pakistan ve Afganistan sınırında son günlerde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Pakistan, Taliban kamplarını bombalarken Taliban da sınır saldırıları gerçekleştirdi. Tarihsel sınır anlaşmazlıkları ve bölgesel güç dengeleri çatışmaları tetikliyor. Türkiye, bölgedeki dostluğu ve diplomatik ilişkileriyle arabuluculuk rolü üstlenebilir.
Ahmet Yılmaz
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.
Yorumlar
Google ile Yorum Yap
Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.
Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!