İsrail, Lübnan'da Kara Operasyonuyla Hizbullah'a Sınır Ötesi Müdahalesini Derinleştiriyor
İsrail, Lübnan'da Hizbullah'a karşı kara operasyonuna başladı ve stratejik bölgelerde ilerliyor. Bölgedeki çatışmalar tırmanırken Lübnan'da binlerce kişi hayatını kaybetti ve evlerini terk etti.

Mart 2026 itibarıyla Orta Doğu bölgesi, tarihi anlamda en hassas dönemlerinden birini yaşıyor. 28 Şubat'ta İran lideri Hamaney'in öldürülmesiyle başlayan gerilim, Hizbullah'ın misilleme saldırıları ve İsrail'in karşılık vermesiyle tırmandı. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordunun Hizbullah'a karşı bir kara harekâtı başlattığını duyurdu.
İsrail ordusunun Lübnan güneyindeki bazı stratejik noktalara kara birlikleriyle ilerlediği bildirildi. Son bir hafta içinde İsrail güçlerinin sınır hattındaki Hiyam, Adise, Kefr Kila, Kefr Şuba ve Zuhayra kasabalarına sınırlı kara sızmaları gerçekleştirdiği aktarıldı. Bu gelişme, bölgedeki çatışmaların yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya geçtiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Lübnan’da son yedi günde 680'den fazla kişi, bunların 98'i çocuk, hayatını kaybetti. Yetkililer, İsrail'in tahliye emirleri ve saldırıları nedeniyle 800 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti.
İsrail'in Öncelikli Hedefi ve Stratejisi
Siyaset Bilimleri Uzmanı Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, İsrail-İran çatışması sürerken Tel Aviv yönetiminin Lübnan cephesinde Hizbullah'ı zayıflatmak için önemli bir fırsat yakaladığını ifade etti. Tanrıkulu, "İran doğrudan hedef alınırken Hizbullah'ın askeri kapasitesinin dağılıp sahada hızlıca geri çekileceği öngörülüyordu. Bu nedenle İsrail, yoğun hava saldırıları ve Lübnan güneyinde sınırlı kara ilerlemeleriyle güvenlik kuşağı oluşturmayı amaçladı" dedi.
Tanrıkulu, Tel Aviv'in bu adımla Hizbullah'ı sınır hattından uzaklaştırmayı ve kuzey İsrail yerleşimlerini koruyacak bir tampon bölge kurmayı planladığını belirtti. Ancak sahadaki gelişmeler İsrail'in beklediği kadar kolay ilerlemediğini gösteriyor. Hizbullah, gerilla savaş taktikleri, roket ve insansız hava araçlarıyla karşılık vererek İsrail'in kuzeyindeki askeri hedefleri vurmaya devam ediyor.
İsrail’in İran’a Yaklaşımı ve Bölgesel Operasyonlar
Tanrıkulu, İsrail'in İran'ı bırakmadığını ancak öncelik sıralamasını değiştirdiğini söyledi. "İsrail Savunma Kuvvetleri, Tahran ve Beyrut'a eş zamanlı saldırıları sürdürüyor. Kara harekâtı ise Lübnan'a kaydırıldı. Çünkü İran’a karadan girilemez; ancak Hizbullah, Lübnan'da fiziksel olarak tasfiye edilebilir" dedi.
28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in ortak düzenlediği "Operation Epic Fury" kapsamında İran'ın nükleer tesisleri ve askeri altyapısı hedef alınmış, Hamaney öldürülmüştü. Bu operasyonun bir parçası olarak Lübnan’daki Hizbullah etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Tanrıkulu, "İran'ın direniş eksenini çökertmek için önce vekili Hizbullah devre dışı bırakılmalıydı; Lübnan operasyonu bu stratejinin tamamlayıcısıdır" diye ekledi.
Bekaa Vadisi Yeni Hedef
Tanrıkulu, İsrail’in bir sonraki hedefinin Bekaa Vadisi olduğunu belirtti. "İsrail Hava Kuvvetleri kara harekâtıyla paralel olarak Beyrut güneyindeki Dahiye ile Bekaa Vadisi’ni vuruyor. Bekaa, Hizbullah’ın silah depoları ve lojistik hattının omurgasıdır. Kara birlikleri Litani Nehri'nin ötesine geçip Bekaa’ya ulaşmayı hedefliyor" dedi.
Tanrıkulu, İsrail'in bu dönemi, ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik saldırılar için tarihinin en geniş fırsat penceresi olarak gördüğünü vurguladı.
Güneydeki Stratejik Noktaların Önemi
Hiyam ve Adise gibi bölgelerin coğrafi konumunun stratejik değer taşıdığını anlatan Tanrıkulu, "Bu kasabalar Yukarı Celile’ye bakan yükseltilerde bulunuyor. Hem gözlem hem de ateş kontrolü sağlanabiliyor. İsrail yıllarca bu alanların kendisine karşı kullanılmasından şikayetçiydi" dedi.
Tanrıkulu, İsrail’in Lübnan güneyindeki kara operasyonlarının üç ana amacını şöyle sıraladı: Hizbullah'ın ileri mevzilerini tasfiye etmek, ateş hattını kuzeye taşımak ve müzakere kozu biriktirmek. Kasım 2024 ateşkesinde kalan 5 noktanın genişletilmesiyle yeni tampon bölgeler oluşturulmaya çalışılıyor. Bu belirsizlik hem taktik hem de iç siyasi hesaplarla ilgili.
Lübnan Ordusu ve Hizbullah İlişkisi
Lübnan Silahlı Kuvvetleri, çatışmalara müdahil olmaktan kaçınıyor. Bu durumun yapısal bir zorunluluk olduğunu belirten Tanrıkulu, "Lübnan'da mezhepsel dengeler ordunun hareket alanını kısıtlıyor. Ordunun Hizbullah’a açık bir hamle yapması, Şii tabanı karşıya almak anlamına gelir. Hizbullah, resmi Lübnan ordusundan daha etkili bir askeri kapasiteye sahip" ifadelerini kullandı.
Geçmişte Benzer Stratejiler
İsrail’in geçmişte de benzer stratejiler deneyimlediğini anlatan Tanrıkulu, 1978’deki Litani Harekatı sırasında Filistin Kurtuluş Örgütü'nü (FKÖ) bölgeden çıkarmak için Lübnan’a girildiğini ve ardından burada bir güvenlik bölgesi oluşturulduğunu söyledi. 1982’de Beyrut’a kadar ilerleyen İsrail, uzun çatışmalar sonrası 2000 yılında Lübnan’dan çekilmek zorunda kalmıştı. Ancak geçici olarak başlayan operasyonların kalıcı statüye dönüştüğü vurgulandı.
Küresel Enerji Krizi ve Dünya Savaşı Riski
Lübnan’daki çatışmaların İran’ın en büyük kozu olan Hizbullah’ın etkisizleştirilmesi girişimi olduğu belirtiliyor. Bu durumun, İran’ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini gerçeğe dönüştürerek küresel enerji krizine ve potansiyel bir dünya savaşına yol açıp açmayacağı tartışılıyor.
Tanrıkulu, "Hürmüz Boğazı günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşıyor, bu küresel arzın yüzde 20’sine karşılık geliyor. Küresel LNG ticaretinin beşte biri de buradan geçiyor. Brent petrol fiyatları birkaç gün içinde 70 dolardan 110 doların üzerine çıktı. Kesinti sürerse küresel enflasyona 0,8 puanlık ek yük gelebilir" dedi.
Enerji krizinin yanı sıra gübre ticaretinin üçte birinin de Hürmüz'den geçmesi nedeniyle tarım girdilerinde fiyat artışları yaşanıyor. New Orleans gübre fiyatları ton başına 475 dolardan 680 dolara çıktı. Bu durum, Orta Batı ABD’deki mısır ve soya ekim sezonuna denk geliyor ve enerji krizinin yakın vadede gıda krizine dönüşme riskini taşıyor.
Küresel Enerji Arzını Felç Eden Çok Taraflı Çatışma
Eski Beyaz Saray enerji danışmanı Bob McNally, "Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapanması garantili bir küresel ekonomik durgunluk anlamına gelir" diyor. Bernstein ise en kötü senaryoda Brent petrolün 150 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
Tanrıkulu, piyasalarda bunun sinyalinin alındığını belirterek, Güney Kore ve Pakistan borsalarının sert düşüşler yaşadığını aktardı. İran’ın ABD ve İsrail üslerine, ayrıca Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Umman’daki hedeflere saldırılar düzenlediğini, İngiltere’nin bazı üslerinin ABD operasyonlarına açıldığını ve İran dronlarının Kıbrıs’taki üssü vurduğunu ifade etti. Bu çok taraflı çatışmanın bölgesel olmaktan çıkıp küresel enerji arzını felç eden bir kriz haline geldiğini vurguladı.
Tanrıkulu, "Dünya savaşı henüz başlamadı ama 'büyük güçler savaşı eşiği' ifadesi bugün için doğru tanımdır" değerlendirmesinde bulundu.
Yapay Zeka Özeti
Haberin ana noktalarını hızlıca anlamanıza yardımcı olan yapay zeka destekli özet
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan güneyinde Hizbullah'a karşı kara harekâtı başlattıklarını açıkladı. İsrail güçleri sınır hattında stratejik noktalara sınırlı kara sızmaları gerçekleştirdi. Uzmanlar, İsrail'in Hizbullah'ı zayıflatıp tampon bölge oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor. Lübnan'da çatışmalar sonucu 680'den fazla kişi hayatını kaybetti, 800 bin kişi tahliye edildi.
Ahmet Yılmaz
Haber Editörü
Deneyimli haber editörü ve yazar. Uzun yıllardır haber dünyasında yer almakta ve güncel gelişmeleri takip etmektedir.
Yorumlar
Google ile Yorum Yap
Yorum paylaşabilmek için Google hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra yorumunuz otomatik olarak adınız ve profil fotoğrafınızla yayınlanacaktır.
Giriş yapma butonuna bastığınızda Google hesabınıza yönlendirileceksiniz. Yetkilendirme sonrasında bu sayfaya geri döneceksiniz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!